Bu yazıda
“Keşke şöyle bir uygulama olsa” cümlesini hepimiz bir kez kurmuşuzdur. Çocuklar bu cümleyi yetişkinlerden çok daha sık kurar: ödevlerini takip eden bir araç, kütüphanedeki kitapları sıralayan bir sistem, köpeğin mama saatini hatırlatan bir uygulama. Fark şu ki bugün, bu fikirlerin bir kısmını gerçekten hayata geçirmek mümkün. Yapay zeka ile uygulama geliştirme, bir fikri çalışan bir ürüne dönüştürme sürecini gençler için daha erişilebilir hale getiriyor.
Bu yazıda o süreci aşama aşama ele alıyoruz. Ama önce bir uyarı: Yapay zeka bu yolculukta hızlandırıcıdır, sürücü değil. Direksiyonda her zaman öğrenci vardır.
Uygulama bir problemle başlar, teknolojiyle değil
Genç geliştiricilerin en sık yaptığı hata, “Yapay zeka kullanan bir uygulama yapayım” diye başlamaktır. Oysa iyi uygulamalar bir problemle başlar. Teknoloji, o problemi çözmek için seçilen araçtır.
Bir öğrenciye sorulabilecek en iyi ilk soru şudur: “Hayatında seni ya da çevrendekileri rahatsız eden küçük bir sorun ne?”
Cevaplar genellikle çok somuttur:
- “Kardeşim hangi çizgi filmleri izlediğini unutuyor.”
- “Sınıfta kimin hangi gün sınıf başkanı olacağına karar vermek hep tartışma oluyor.”
- “Annem bitkileri sulamayı unutuyor.”
Bu cümlelerin her biri bir uygulama fikrinin tohumudur.
Fikirden ürüne: altı aşama
1. Problemi netleştirmek
Problemi tek cümleyle yazmak, çoğu zaman sanıldığından zordur. “Bitki sulama uygulaması” bir problem değildir. “Evdeki bitkilerin ne zaman sulanması gerektiğini unutuyoruz ve bazıları kuruyor” bir problemdir. Bu ayrım, sonraki her kararı etkiler.
2. Kullanıcıyı tanımak
Uygulamayı kim kullanacak? Anne mi, kardeş mi, bütün aile mi? Bir öğrenci, kullanıcısıyla kısa bir sohbet yaparak şaşırtıcı şeyler öğrenebilir. Belki anne bir uygulama değil, sadece bir hatırlatma mesajı istiyordur. Bu keşif, gereksiz yere karmaşık bir şey yapmanın önüne geçer.
3. En küçük çalışan ürünü tasarlamak
Yazılım dünyasında buna genellikle “minimum uygulanabilir ürün” denir. Soru şudur: Problemi çözmek için gereken en az özellik nedir? Bitki örneğinde bu, belki yalnızca bitkilerin listesi ve her birinin son sulanma tarihidir. Fotoğrafla bitki tanıma, hava durumu entegrasyonu gibi fikirler sonraya kalabilir.
Bu aşamada kağıt ve kalem, bilgisayardan daha değerlidir. Ekranları çizmek, butonların nereye gideceğini kararlaştırmak, kod yazmadan önce yapılacak en verimli iştir.
4. Yapay zekayı doğru yere koymak
Her uygulamanın yapay zekaya ihtiyacı yoktur. Ama bazı özellikler yapay zeka ile çok daha iyi çalışır:
- Sınıflandırma: Bir fotoğrafın hangi bitkiye ait olduğunu tahmin etmek. Bu tür bir model için Teachable Machine ile ilk yapay zeka modelini anlattığımız yazı iyi bir başlangıç noktası.
- Metin anlama: Kullanıcının yazdığı serbest bir notu özetlemek ya da kategorilere ayırmak.
- Öneri: Kullanıcının geçmiş tercihlerine göre bir sonraki adımı önermek.
Öğrenci burada iki soruyu cevaplamayı öğrenir: “Yapay zeka burada gerçekten gerekli mi?” ve “Yapay zeka yanılırsa ne olur?” İkinci soru özellikle önemlidir. Bitki tanıma modeli bir kaktüsü eğrelti otu sanırsa, uygulama kullanıcıya bunu düzeltme imkanı vermeli.
5. Geliştirmek ve test etmek
Kodlama aşamasında yapay zeka araçları öğrenciye yardımcı olabilir: bir hata mesajını açıklamak, bir fonksiyonun ne işe yaradığını anlatmak, alternatif yaklaşımlar önermek. Ancak burada sağlıklı bir ilke var: Öğrenci, yapay zekanın önerdiği her kod satırını açıklayabilmelidir. Açıklayamadığı kod, onun kodu değildir.
Test aşamasında gerçek kullanıcıya dönmek şarttır. Anne uygulamayı açtığında ne yapıyor? Nerede takılıyor? Hangi butonu hiç fark etmiyor? Bu gözlemler, sonraki versiyonun yol haritasını çizer.
6. Sunmak
Bir ürün, anlatılmadığı sürece yarım kalır. Öğrencinin uygulamasını başkalarına anlatması, “neden” ve “nasıl” sorularını cevaplaması, projeyi gerçekten sahiplenmesini sağlar. Bu yüzden her seviyenin sonunda bir Demo Day düzenliyoruz.
Bir fikir örneği üzerinden: kitap takip uygulaması
Süreci somutlaştırmak için bir fikir örneği düşünelim. Kitap okumayı seven bir öğrenci, sınıf arkadaşlarının hangi kitapları okuduğunu ve önerdiğini görebileceği küçük bir uygulama yapmak istiyor.
- Problem: “Sınıfta kimin hangi kitabı okuduğunu bilmiyoruz, iyi kitaplar kulaktan kulağa kayboluyor.”
- Kullanıcı: Sınıf arkadaşları ve belki öğretmen.
- En küçük ürün: Okunan kitabın adı, kısa bir yorum ve beş üzerinden bir puan.
- Yapay zeka nerede? Belki bir sonraki versiyonda, bir öğrencinin sevdiği kitaplara bakarak ona benzer bir kitap öneren bir özellik. Ya da uzun yorumları tek cümleye indiren bir özet.
- Dikkat edilmesi gerekenler: Arkadaşların isimleri ve yorumları kişisel bilgidir. Kim neyi görebilecek? Yorumları kim silebilecek?
Bu tür bir örnek, “yapay zeka kullanan uygulama” fikrinin aslında önce iyi bir uygulama, sonra akıllıca yerleştirilmiş bir yapay zeka özelliği olduğunu gösterir. Çoğu zaman en iyi ürünlerde yapay zeka, kullanıcının fark etmediği kadar doğal bir yerde durur.
Bu süreç öğrenciye ne kazandırır?
Kod yazmayı öğrenmek bu yolculuğun yalnızca bir parçasıdır. Asıl kazanımlar şunlardır:
- Problem tanımlama: Belirsiz bir rahatsızlığı net bir probleme çevirmek.
- Empati: Kendisi için değil, başkası için tasarlamak.
- Önceliklendirme: Her şeyi yapmaya çalışmak yerine en önemli olanı seçmek.
- Eleştirel yapay zeka kullanımı: Yapay zekanın gücünü de sınırlarını da görmek.
- Sahiplenme: “Bu benim yaptığım bir şey” duygusunu yaşamak.
Bu beceriler, öğrenci ileride yazılımcı olsun ya da olmasın, her alanda işine yarar.
Ebeveynler için birkaç öneri
Çocuğunuz bir uygulama fikriyle geldiğinde, fikri hemen değerlendirmek yerine sorular sorun: “Bunu kim kullanacak?”, “Şu an bu sorunu nasıl çözüyorsunuz?”, “En basit hali nasıl olurdu?” Bu sorular, bir mentorun soracağı sorularla neredeyse aynıdır ve çocuğunuzun fikrini kendi başına olgunlaştırmasına yardım eder.
Ayrıca unutmayın: İlk uygulamanın App Store’da yayınlanması gerekmez. Bir ailenin gerçekten kullandığı küçük bir araç, çok daha anlamlı bir başarıdır.
Güvenli ve bilinçli bir başlangıç
Yapay zeka araçlarıyla çalışan çocukların kendi adlarına hesap açmaması gerektiğini her fırsatta hatırlatıyoruz. L’Atelier AI’da öğrenciler, mentor gözetiminde atölye hesaplarıyla çalışır. Kişisel veri içeren fikirlerde, örneğin bir sınıf listesiyle çalışan bir uygulamada, verinin nasıl saklanacağı ve kimin görebileceği de projenin bir parçası olarak konuşulur.
Kapanış
Fikirden ürüne giden yol düz değildir; geri dönüşler, silinen ekranlar, baştan yazılan özellikler bu yolun doğal parçasıdır. L’Atelier AI’daki Yapay Zeka ile Uygulama Geliştirme programı, bu yolu en fazla 10 kişilik gruplarda, proje odaklı ve adım adım yürümek için tasarlandı. Merak ediyorsanız ön kayıt sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Yazar: Dr. Gökhan Tahıl
L'Atelier AI'ın kurucusu ve mentoru. Galatasaray Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği; Université d'Artois'da yapay zeka doktorası.